Perakendecilik sektöründe
müşterilerimizin ihtiyacı
olan en iyi ürünleri,
en güzel ve en etkili
mekanlar da sunuyoruz.
Yüksek rekabet ortamında
işgücümüz bu ortamlarda
ne kadar fark yaratabilir?
İşe alma mı? Personel
seçme mi? Fark nerede?
Niye? İnsan yönetiminden
sorumlu ofislerin kapısına
“İnsan Kaynakları” yazan
tabelalar takmamız problemimizi
çözebiliyor mu? Ölçülmeyen
başarı, başarı değilse,
performans yönetim uygulamaları
başarıları ölçebiliyor
mu? Bundan farklı ne
yapmalıyız? Hangi araçları
kullanabilirim? Bunlardan
nasıl sonuçlar beklemem
gerekiyor? Sorularının
cevaplarını çeşitli
teknik ve yöntemlerle
aramaktayız.
Çeşitli işverenin “Ne
danışmanlar getirdik,
ne sistemler getirdik,
hiç biri işe yaramadı
dediğini defalarca duydum.
Peki, sorunun özü nerede?
Temelde istenilen durum
ile mevcut durum arasındaki
boşluğun tam tanımlanmamasından
ve ona göre yaklaşım
sergilenmemesinden kaynaklanan
nedenler genelde görülmüyor.
Öncelikle “Biz en iyiyiz
ve yıllardan beri hep
en iyi olduk düşüncemizi”
bir kenara bırakıp tüm
sürecin başı olan işe
almadan bakmaya başlamamız
gerekmektedir.
İşe almada teknoloji
kullanmak sorunlarımızı
çözmeye yetmeyebilir.
Biz ne istiyoruz, bizim
işimizi istediğimiz
standartta kim yapabilir?
Öncelikle bunu tanımlamamız
gerekmekte. Yani sürecin
ilk basamaklarında klasik
“insan sarraflığını”
artık bir kenara bırakmamız
gerekmekte.
Daha sonra performansı
nelerin etkilediğini
tanımlamamız ve buna
göre hareket etmemiz
gerekmekte. Perakende
sektöründe çalışan elemanlarımız
ne derecede yaşamsal
sorumluluklarını almışlardır?
Biz onlardan, kendi
sorumluluklarını almadan,
mağazalarımızın sorumluluğunu
almasını bekliyoruz.
Beklentimiz ne derecede
gerçekçi?
Tabi bu durum bizi
perakendecilik sektöründe
insan kaynakları yönetimini,
işletme olmak, şirket
olmak ve kurum olmak
kavramlarına taşımaktadır.
İnsanı gerçekte bir
kaynak (beklide kaynak
demek bile yanlış olacak)
olarak görmek ve yönetmek
istenilen performansın
ilk temel taşını oluşturacaktır.
R.Reha
ABİ
Baraka Consulting Group