Yine yılsonu geldi.
Çeşitli dergi ve gazeteler
yılın “En”’lerini seçmeye
başladılar. Bunlardan
biride “en çok tercih
edilen” şirketler.
Peki, neden bazı şirketler
hep ön plana çıkıyor?
Neden insan kaynakları
bölümlerinin, bu şirketlerden
gelenleri işe alma konusunda;
“o şirketten mi! mutlaka
alalım”, ya da müracaatlara
bakarken “Unilever’de
çalışan varsa öncelik
tanıyalım” gibi tercihleri
hala duymaya devam ediyoruz?
Bu şirketlerin ortak
özelliklerine baktığımızda
çoğunun uluslararası
kurumlar olduğunu görüyorduk.
Fakat son 10 senede
kendilerini kurumsallaştıran
ve güncelleyen Türk
şirketleri bu listelerde
boy göstermeye başladı.
Hatta bir adım öteye
gidilerek yerli sermaye
yapısındaki şirketlerin
“En” leri listelenmeye
başladı.
Bu listeleri düzenleyen
ya da bu listeleri yapan
kuruluşların kriterlerine
baktığımızda çok genel
anlamda, finansal ve
kurumsal değerlendirmeleri
içeren kriterlerden
oluştuğunu görüyoruz.
Evet, bu ölçülebilir
ve ön plana çıkan kriterlerin
önemini tartışmak yerine,
ben uzun yıllarını insan
kaynakları yönetimene
vermiş bir danışman
olarak, sadece ucu görünen
bu buzdağının altına
bakmak istiyorum.
“Bu şirketler niye
tercih ediliyor?”
Perakendecilik sektöründeki
bir üst düzey yönetici
patron arkadaşım satış
elemanları için birçok
yatırımlar yapmaktadır.
Fakat elemanları ortalama
1,5 – 2 yıl sonra ondan
ayrılıp yine perakendecilik
sektöründe farklı kurumlarda
iş buluyorlardı. Kendisi
ile yaptığım görüşmede
bu durumun kendisi için
çok maliyetli olduğunu
ve bu konuda ne düşündüğünü
sormuştum. Aldığım cevap
beni çok etkilemişti;
“ben sektöre eğitimli
yetişmiş eleman veriyorum,
bundan dolayı da mutluyum.
Bugün Akmerkez’e, Capitol’e
gittiğimde hep benim
yetiştirdiğim elemanları
başarılı işler yaparken
görüyorum. Bu sektörde
benim mağazalar zincirimden
eleman almak en çok
istenen bir durum. Peki,
ben neyi farklı yapıyorum?
Ben eleman yetiştiriyorum,
onlara eğitim verdiriyorum.”
“Bu zor bir yol değil
mi? Siz yetiştiriyorsunuz,
başkaları onlardan verim
alıyor?”
Bu noktada pişman olmasını
ve üzülmesini bekliyordum.
Neşe içinde “Reha ben
her eğitimde kendimi
geliştiriyorum. Benim
mağazalarımdan çıkan
her elemanın yerine
daha iyi ve farklı eğitim
almış elemanı yerleştiriyorum
ve bundan gurur duyuyorum.
Perakendecilik sektöründe
kariyer yapmak isteyen,
kendini yetiştirmek
isteyen her genç benim
mağazalarımda çalışmak
istiyor. Bu bana ne
mi getiriyor? Başkaları
eleman için ilan verip
zaman ve kaynaklarını
kullanırken benim kapımda
işe girmek isteyen,
daima benim istediğim
standartlarda adaylarım
oluyor. Bundan büyük
zenginlik var mı?”
Evet, bardağın dolu
yanından bakan bu yönetici/sermaye
sahibi doğru söylüyordu.
Temelde bilgi ve deneyimini
çalışanlarına kazandıran
her şirket en çok çalışılmak
istenen şirket yolculuğuna
başlamış oluyor. Şirketler
en çok elemanına yatırım
yapan şirketlerden eleman
transfer etmek/almak
istiyorlar. Evet, bu
yetiştiren, veren ve
alan üçgeninde zor bir
denklemdir. Yılbaşında
bu yayınlanan listelere
lütfen bir daha bakın
bu şirketlerden hangileri
gerçekten elemanlarına
yatırım yapıyor, inceleyin.
Hatta artık yeni mezun
adaylar iş görüşmelerinde
maaş, unvan, kartvizit
gibi beklentilerin yanında
kendilerine ne gibi
yatırım yapılacağı sormaktadırlar.
En çok çalışılmak istenilen
şirketler listesini,
imaj, ekonomik büyüklükler,
ve sektöre göre tercihler
belirlemekle beraber,
en aranılan kriter insana
olan yatırım olarak
ortaya çıkmaktadır.
Kariyer yapma açısından
eğitilmek ve güncel
“know-how” sahibi olmak
önemli tercih sebepleri
arasına girmiştir.
Peki, bu süreçte insan
kaynaklarının rolü nerede
ortaya çıkıyor? İnsan
kaynakları kısaca doğru
insanı, doğru zamanda
bulmak ve şirket menfaatleri
için orada kalmalarını
sağlamak amaçlarına
ilaveten yeni bir misyon
daha edinmiş oluyorlar.
Şirketlerini en çok
çalışılmak istenen şirketler
haline getirmek. İnanın
bu sadece çok para,
çok unvan vererek (Her
ne kadar bu bir süre
için size başarılı gösterse
de!) veya en iyi çalışma
ortamını sağlamak ile
olamıyor. Şirketimizin
başarısını devamlı hale
getirmek için beraber
çalıştığımız ekibimizin
üyelerinin bilgi ve
yetkinliklerini en üst
düzeye taşımamız gerekiyor.
Kısacası insan sermayemize
yatırım yapmamız bizi
en çok çalışılmak istenilen
şirketler listesine
taşıyabiliyor.
Burada şirketlere de
küçük bir önerim olacak;
lütfen seçimlerinizi
yaparken öğrenmeye açık
olan, öğrendiklerini
uygulama arzusuna sahip
ve yetkinlikleri yüksek
olan adayları işe alın.
Yetkin ve doğru adaylar
şirketleri başarılı
ve tercih edilen kurumlar
haline getirmektedirler.
Önümüzdeki yıllarda
başka şirketlerin de
isimlerini bu listelerde
görebilmek dileklerimle,
başarı ve keyif dolu
bir yıl diliyorum.
R.Reha
ABİ
Baraka Consulting Group