
Organizasyonlar yaşamlarını
sürdürmek ve değişimle
baş edebilmek için onunla
kolaylıkla başa çıkabilen
kişileri bulmaya ve onları
ihtiyaçları doğrultusunda
yetiştirmeye çalışmaktalar.
Farklı şekillerde davranmayı
hızlı öğrenebilen kişileri
bulmak, diğer günlük ihtiyaçlarımız
için işe alınan kişileri
bulmaktan farklı olmalıdır.
Kişiler, “Öğrenme çevikliğine/hızına/arzusuna”
göre büyük farklılıklar
göstermektedir. Bu yazımızın
amacı, yönetme potansiyeli
yüksek olan kişileri bulmak
için kullanılabilecek
bazı deneyimler ve adımların
neler olabileceğini değerlendirmektir.
Yüksek potansiyelli
çalışan nedir? (Hypo?)
Yüksek potansiyeli olan
kişileri nasıl buluruz?
Bir kişiye potansiyelini
artırmak için nasıl
yardımcı olabilir miyiz?
Birçok organizasyonda
“Yüksek Potansiyel”
dendiğinde akla ilk
gelen, başarıları örnek
alınan üst düzey yöneticilerin
sahip oldukları ya da
olmaları beklenen yetkinliklerin/özelliklerin
yer aldığı listeler
gelir. Bu listedeki
özelliklerin birçoğu
aslında gerçekten de
yıllar boyu değişmeyen
özellikler olabilir.
Bu sebeple de kariyer
yedekleme planı profillerininse
kullanılmaları mantığa
uygun gibi gelmektedir.
Ancak 25 yaşında gelecek
vadeden bir gencin,
50 yaşında başarılı
bir üst düzey yöneticinin
genç bir modeli olduğunu
belirleyecek kanıtlarımız
var mı? Sadece bunlara
bakarak, örnek alarak
karar vermemiz mümkün
mü? Eski deneyim ve
beceriler her zaman
aynı sonuçları verebilecek
mi?
İnsanlar sürekli öğreniyor,
büyüyor ve zaman içerisinde
değişiyor ise, bu kişileri
50 yaşındaki kişilerin
yetkinlikleri ile karşılaştırmak
yeterli olmamalıdır.
Eleman seçerken bakılması
gereken, kişide erken
tespit edilebilecek,
kalıcı özelliklerin
yanı sıra, kişilerin
zaman içerisinde yeni
durumlarla karşılaştıkça
öğrendikleriyle ortaya
çıkan özellikler mi
olmalıdır?
Bizim bakış açımıza
göre kişinin “Yüksek
Potansiyel” olarak tanımlanması
için, deneyimlerinden
öğrendiğini göstermesi
gerekir. Birçok sözlükte
“Potansiyel” kelimesi
“olası, gerçekleşme
ihtimali olan” olarak
tanımlanmaktadır. Bu
durumda “potansiyel”i,
sadece kişinin o anki
durumuna bakarak değerlendirmememiz
gerekir. Yaygın olarak
kabul gören tanımlara
göre “potansiyel” ilk
kez karşılaşılan durumlarda
başarılı olabilmek için
yeni beceriler kazanabilen
ya da mevcut becerileri
ile oluşumlarla mücadele
edebilmeyi tanımlamaktır.
Böylece devamlı öğrenen
ve öğrendiğini gerektiği
durumlarda kullanabilenler,
“potansiyel” kavramımız
için temel teşkil edecektir.
İnsanların deneyimlerden
öğrendikleri şeyler
farklılık gösterebiliyor.
Bazıları iş ve özel
hayatlarından yeni bakış
açıları ve davranışlar
öğrenirken, bazıları
maalesef öğrenmiyor,
ya da öğrendiklerini
uygulayamıyorlar. Yapılan
Yaratıcı Liderlik araştırmalarından
birinde, başarılı yöneticilerin
önemli iş görevlerinde
güçlü ve benzer öğrenme
kalıpları kullandıklarını,
zaman içerisinde başarısızlığa
uğrayan yöneticilerin
ise belirli bir öğrenme
kalıplarının olmadığı
gözlemlenmiştir. Yapılan
bir araştırmada (McCall
and Lombardo, 1983)
yoldan çıkmanın (derailment),
yani başarısız olmanın
en önemli nedenlerinden
birinin yeni şeyler
öğrenmeye kapalı olmak
olduğu belirlenmiş.
Kişilerin, onları yukarıya
taşıyan özelliklere
çok fazla güvenerek,
adeta geçmişlerinin
kurbanı oldukları ortaya
çıkmış. Bu kişilerin
yeni talep ve durumları
daha öncekilerden farksızmış
gibi gördükleri ve kendilerini
değişen koşullara göre
adapte edip geliştirmedikleri
gözlemlenmiştir.
Yeni şeyler öğrenmemenin
uzun dönemde kaçınılmaz
olarak başarısızlık
getirdiği yönetim biliminin
ispatlanmış bir gerçeği
oldu. Değişen koşullar,
hızlı öğrenmeyi ve yeni
beceriler geliştirmeyi
gerektirmektedir. “Hypo
Benchmarks” adlı enstrüman
için yapılan araştırmalarda,
başarılı yöneticilerin
başarı, potansiyel ve
terfilerinin, deneyimlerden
öğrenmeleriyle doğru
orantılı olduğunu göstermiştir.
Yoldan çıkıp, başarısız
olan yöneticilerin tersine,
başarılı olan yöneticilerin
bazı konularda farklı
oldukları ya da kendilerini
farklılaştırdıkları
gözlemlenmiştir:
- Hem
kendilerinden hem de
çevresindekilerden daha
fazla geribildirim aramış
ve istemişlerdir. Kariyerlerinde
daima gelişmek ve daha
iyi olmak için neler
yapmaları gerektiğini
araştırmışlardır.
-
Karşı karşıya kaldıkları
konularda başa çıktıkları
“Liderlik Zorlukları”
neredeyse diğerlerinin
iki katıdır.
- Karşılaştıkları
yenilikler ve farklılıklara
yeni beceriler geliştirerek
ve yeni düşünme tarzlarıyla
karşılık vermişlerdir.
Birbirinden bağımsız
yapılan araştırmalar,
başarılı yönetici ve
profesyonellerin zaman
içerisinde öğrenip,
değiştiklerini göstermektedir
ki, bu da onların başarısına
katkı sağlamaktadır.
O ana kadar kazandıkları
beceriler “Yüksek Potansiyelli”
insanları seçmek için
önemlidir, ancak başarı
profiline eklenmesi
gereken başka bir kavram
da yeni, zor veya farklı
koşullarda başarılı
olabilmek için yeni
şeyler öğrenme isteği
ve becerisi olmalıdır.
Bu durumda sorulması
gereken soru;
Öğrenmeye açık bu insanlar
ne yaparlar, nasıl düşünürler
ve bu davranışları nasıl
tespit edilebilir?
Davranış veya tutum
değişikliği yapma konusunda
başarılı olan kişiler
ile ilgili yapılan araştırmalar
sonucunda, bu insanların
farklı seviyelerde sergiledikleri
belirli öğrenme stratejileri
olduğu gözlemlenmiştir.
Öğrenme stratejileri
konusunda yapılan incelemeler
ise, yeni şeyler öğrenme
konusunda ortak temalar
olduğunu ortaya koymuştur.
Yapılan bir araştırmada
kişilerin performans/potansiyel
denkleminde diğerleriyle
sorun yaşama ihtimali
konuları da değerlendirilmiştir.
Performans ve potansiyelin
her ikisinin de bir
değerlendirme ölçütünde
yer alma sebebi, hem
performanstan bağımsız
olarak potansiyeli değerlendirebilmek
hem de performansı potansiyel
ile birlikte değerlendirebilmektir.
Diğerleriyle sorun yaşama
ölçütünün kullanılma
sebebi ise, sürekli
öğrenmeye açık kişilerin
en uç noktada değiştirilmesi
gerekmeyen şeyleri de
değiştirmek isteyebilmeleri
ve diğerlerinin yabancılaşmalarına/kötü
hissetmelerine yol açacak
olma ihtimalleridir.
Araştırma sonuçlarına
faktör analizi yapıldığında
öğrenme isteğini açıklayan
4 farklı başlık ortaya
çıkmaktadır:
1.
Kişisel Öğrenme İsteği:
Kendini iyi tanıyan,
deneyimlerden öğrenen,
çevresindekilere yapıcı
tutumla yaklaşan ve
değişimin baskıları
karşısında sakin ve
esnek olan kişileri
tanımlamaktadır. Kendi
limitlerini ve bunu
nasıl geliştireceklerini
bilirler. Kredi almaktan
çok insanlara yaptıklarından
dolayı kredi vermeyi
sever ve bilirler. Fikirlerini
ve projelerini, onları
dinleyenlerin anlayacağı
dilde paylaşırlar.
2.
Sonuçlardan Öğrenme
İsteği:
Zor koşullar altında
dahi sonuçlara ulaşan,
çevresindeki kişileri
beklenenin üzerinde
performans göstermeleri
için cesaretlendiren
ve varlığıyla başkalarına
güven veren kişileri
tanımlamaktadır. Varlıkları
sonuçlarda daima fark
edilirler. Kısıtlı kaynaklardan
beklenilen üzerinde
sonuç almayı başarırlar.
3.
Düşünme/Değerlendirme
Sonucu Öğrenme İsteği:
Problemleri yeni/farklı
bir bakış açısıyla değerlendirebilen,
karmaşıklık ve belirsizliklerden
rahatsız olmayan, düşüncelerini
başkalarına rahatlıkla
ifade edebilen, çabuk
öğrenebilen insanları
tanımlamaktadır. Neden?
Daha çok da niçin ve
nasıl sorularını sorarlar.
Çabuk kavrayıp düşüncelerini
paylaşabilirler. Herkes
tarafından kabul edilebilir
gerçeği bulmak için
gerekiyorsa her türlü
kaynağı araştırmaktan
çekinmezler. “Entelektüel
olarak maceraperesttirler”
denebilir.
4.
Değişimlerden Öğrenme
İsteği:
Meraklı, yeni fikirler
için arzu duyan, test
edilecek durumları deneyimlemekten
hoşlanan ve beceri geliştirici
aktivitelere katılan
insanları tanımlamaktadır.
Genellikle meraklı ve
yaratıcı olarak bilinirler.
Yaratıcı düşünce sistematiği
vardır. Yeni yollar
bulmadan düşünceleri,
projeleri kenara bırakmazlar.
Değişimin sonunun olmadığını
ama gelişimin doğru
bir seçenek olduğunu
bilirler. Değişimin
kendisine zararı olacağını
bilse bile doğru olanı
yapmak için bundan çekinmezler.
Yapılan araştırmada
bu 4 faktörün her biri,
yüksek potansiyele sahip
olmak ve beladan uzak
durmak, ama zorluklarla
başarı ile başa çıkmak
konusunda anlamlı olarak
ilişkili oldukları ortaya
çıkmıştır.
Michael Lombardo tarafından
yürütülen araştırmada
ayrıca bu korelasyonel
datalarının farklı gruplarda
geçerliliği de test
edilmiştir. Öne sürülen
savın doğru olabilmesi
için bu korelasyonların
araştırma yapılan gruplarda
benzer özellikleri göstermesi
gerekmektedir. Nitekim
yapılan inceleme sonucu
yaş, cinsiyet, yönetim
seviyeleri, bireysel
katılımcı pozisyonları,
hem yönetici, hem yönetilen
pozisyonlarının tümünde
öğrenme isteği becerisi
“Yüksek Potansiyelin”
belirlenmesinde önemli
bir faktör olarak ortaya
çıkmıştır.
Peki, “Hypo” yani “Yüksek
Potansiyelli” kişilerin
sahip olması geren bu
“Öğrenme Becerisi”nin
özellikleri nelerdir?
Yapılan araştırmaların
sağladığı datalara bakarak
öğrenme arzusu yüksek
ve dolayısıyla “Yüksek
Potansiyel”e sahip insanların
davranış özelliklerini
şöyle tanımlamak mümkün:
-
Bir şeyler öğrenebileceği
deneyimler aramak ve
bunları cesurca yaşamak,
-
Yeni deneyimlerle ilgili
karşılaşılan zorluk
ve ilk kez karşılaşılan
problemlerden zevk almak,
-
Kazandığı deneyimleri
anlamlandırmaya çalıştığı
için, bu deneyimlerden
daha çok fayda sağlayabilmek,
-
Repertuarına yeni beceriler
kattığı için daha başarılı
olmak.
Dışarıya gösterdikleri
yüzleri ise şöyledir:
-
Kendisi, başkaları
ve fikirler hakkında
öğrenme arzusunda
olmak,
- Kendisine verilen
bireysel geribildirimi
samimi olarak alarak
ve deneyimlerden öğrenmeye
istekli olarak, davranışlarını
ve düşüncelerini bunların
sonucunda değiştirmek,
- Başkalarını düşündürmeye
ve deneyim kazanmalarına
ilgili olmak, onları
desteklemek,
- Değişimin olmasını
sağlayan kişilere
neler olabileceği
konusunda esnek ve
düşünceli olmak,
- Farklılıklara, farklı
kaynaklara ve farklı
fikirlere açık olmakla
beraber bu durumlarda
arabulucu olmamaktır.
Bu özellikleriyle,
kendi fikirlerinde
direten kişiler olarak
tanımlanabilirler.
Fikirlerini kabul
ettirmek için mantık,
kararlılık, cesaret,
iyi düşünülmüş fikirler
ve sakin bir iletişim
üslubu kullanırlar.
Kontrolsüz öğrenme
arzusuyla ilgili olumsuz
olabilecek bazı noktalar:
1.
Öğrenmenin Amaç Olması
Öğrenme arzusu yüksek
olan insanlar bunu sadece
öğrenmeye olan ilgilerinden
ötürü yapabilirler.
İnsanlara, fikirlere
ve diğer konulara olan
ilgileri de “öğrenmek”
içindir. Örneğin bir
ekip oluştururlarsa
bunu ekip çalışmasının
yararlarına inandıklarından
değil, deneyimlemek
ya da bir değişim için
gerekli olduğunu düşündüklerinden
yaparlar. Diğer koşullarda
ekip fikrini umursamayabilir
ve hatta alaya bile
alabilirler. Başkalarının
problemlerine çözüm
getirebilirler. Getirdikleri
çözüm, konunun amacından
çok, onların problem
çözme konusundaki öğrenme
arzularını tatmin etmeleri
içindir. Özetleyecek
olursak, onların bu
tür davranışları, aslında
temel olarak onların
devam eden gelişimine
katkı sağlamak içindir.
2.
Denge sayesinde Beladan
Uzak kalma
Düşünen insanlar, organizasyonlar
içinde problemlerle
en çok karşılaşanlar
olabilirler. Genelde
düşünen insanların fikirleri
konfor alanları yaratan
mevcut sistemlerin nasıl
farklılık yaratacağına
odaklanacağı için, zaman
zaman problem yaratanlar
olarak tanınabilirler.
Kendilerini iyi tanıma
arzuları, geribildirimleri
değerlendirmeleri, kazandıkları
deneyimleri akıllıca
kullanmaları, onları
kurum içindeki kazalardan
koruyabilir. Öğrendikleri
bilgi, tutum ve davranışları
kullanmada çekimser
kalarak beladan uzak
kalabilirler. Değişimin
gerekli olduğu durumlarda
ihtiyaç duyulan adımları
atmaktan çekinerek organizasyonun
gitmesi gereken yönde
katkıda bulunmayabilirler.
Yüksek Potansiyeli
Ölçmek ve Geliştirmek
İçin Yapılması Gerekli
İnsan Kaynakları Yatırımları:
-
Adayların tanımlanmasında
yüksek performans gösterenler
ile yüksek performans
potansiyeli olanlar
arasındaki farklılık
mutlaka tanımlanmalı,
- Pahalı bir süreç olan
“Yüksek Potansiyel”i
bulma ve tanımlama için
iyi düzenlenmiş değerlendirme
merkezleri kullanılmalı,
- Organizasyonlarda
yazılı veya yazılı olmayan
“yüksek potansiyel”
listeleri tekrar değerlendirilmeli
ve neyin esas alındığına
tekrar bakılmalı,
- En iyileri geliştirmek
için seçtiğimiz adaylara
mümkün olan en zor projeler
verilerek onların öğrenme
ve öğrendiklerini uygulama
süreçleri değerlendirilmeli,
- “Yüksek Potansiyel”
sisteminin çalışması
için stratejiler önceden
belirlenmeli ve olası
krizlerde elde edilen
sonuçlarla mutlaka değerlendirilmeli.
| Öğrenmeye
Açıklık |
Örgüt
Süreçlerini GeliştirmeBoyutlarını
Kullanma |
Daha iyi Sonuçlar |
 |
Yüksek potansiyelli
insanları tanımlamak,
bulmak ve geliştirmek
için farklı yaklaşımlar
kullanılmakla beraber,
yüksek öğrenme ve öğrendiğini
kullanma potansiyeli
olan insanları bulmak,
yaşayan kurumların vazgeçemeyeceği
bir insan kaynakları
stratejisi olmaya devam
edecek.
R.Reha
ABİ
Baraka Consulting Group
|